Çingeneler saçlarını sarıya neden boyatır?

Bu yazımda günlük hayatta sürekli gözüme takılan ama bugüne kadar hiç sorgulama gereği duymadığım bir konudan bahsetmek istiyorum. Fakat baştan belirtmek isterim ki bu yazacaklarım kesinlikle bir ön yargı değildir. Annemin bütün diğer anneler gibi, ben küçükken her yaramazlık yaptığımda söylediği “seni çingenelerden aldık” “uslu durmazsan seni çingenelere veririz.” cümleleri ya da uzun yaz günlerinde […]

Hello! how are you my darling today ;)

“Kadıköy’ün arka sokaklarındaki şirin bir kafenin yeşil duvarlarına sinen şen kahkahaların yerini kendine has bir kitapta toplayan ve o kitabı beni ben yapan değerlerle büyüten kocaman kitaplığıma yerleştirdiğim harika bir hayat var elimde.” Ne kadar da uzun bir cümle değil mi? Uzun ama soluksuz, meraklı, dağınık, yaşamın arka sokaklarındaki gölgeler gibi… Birazdan başlayacak olan yağmurun […]

Kızının Kaleminden Babasına “Dört Harf İki Hece”

Bu aralar belki de hayatım boyunca yaptığım en doğru şeyin gururunu yaşamakla meşgulüm çünkü ellerimde uzun soluksuz ve uykusuz gecelerin olduğu satır satır emeklerim var. 1 Mart 2017 Çarşamba akşamı Patnos Şehit Ömer Halis Demir Konferans Salonu’nda babamın anısına yazdığım “Dört Harf İki Hece” kitabımın imza gününde babamın sevenleri, dostları, öğrencileri ve meslektaşlarıyla bir aradaydık. […]

Bir kitap bin umut…

Burası babamın ilk öğretmenlik yıllarında 7 yıl boyunca görev yaptığı Şanlıurfa – Haliliye Yeniköy İlkokulu. Yıllar sonra bu güzel köy okuluna bir nebze de olsa katkıda bulunmanın verdiği mutluluk ise paha biçilemez bir duygu. Bu pırıl pırıl çocukların tek ihtiyaçları olan şey ise okumak ve topluma faydalı birer birey olabilmek! Unutmayalım ki sürekli şikayet ettiğimiz […]

Ey Sevgili Kalemim…

Ne zaman yeniden yazmak istesem, daha da köreldiğimi hissediyorum. Yazarlığın temel kuralı sürekli yazmaktan geçer ama benim baya bir bilenmeye ihtiyacım var. Yazma alışkanlığımı bırakmamak için ilk önce blog açmaya karar verdim. Pardon pardon bunun öncesi de var. İlkokula dayanan sayısız defter yığını. Aslında onlara yığın demek, sanırım anılarıma hakaret olur çünkü; yığın dediğim sayfaları elime […]

‘Ölmeden önce yapılması gerekenler’ listeme bir yenisini ekledim ;)

Benim için her şey küçükken yaptığım şehirlerarası bir yolculukla başlamıştı. Uzayıp giden asfalt yol kenarlarında sıralı bir şekilde dizili olan tahta telefon direklerinin arka fonunda kalan, sarı başak tarlaları ve günebakanlar vardı. ‘Ölmeden önce yapılması gerekenler’ listeme eklediklerim arasındaydı; günebakan tarlalarının arasında tekrar koşmak, nefes almak ve gökyüzünü izlemek… Saçlarım artık çocukluğumdaki gibi altınsarısı olmasa […]

Surların içindeki mabed! Aya İrini…

Geçenlerde yakın bir arkadaşımın evinin terasında otururken, bir yandan püfür püfür esen rüzgarın esintisinde huzur buluyor, diğer yandan terastaki salıncakta sallanıyordum. Hemen yanı başımda duran masanın üzerinde iki tane cam bardak vardı ve bardaklardan birinde aynen şöyle yazıyordu. ‘Memlekete özel bardak.’ Benim elimdeki bardak Denizli iline aitti. Arkadaşımınki ise İstanbul içindi. Her iki ilinde popüler […]

El yazılarıyla başım belada…

Teknolojinin hayatımız neredeyse bütün alanını kapladığı XXI. yüzyılda, içinde bulunduğumuz “yazma alışkanlığını kaybetme girdabından” herkes payına düşen eksiklikleri fazlasıyla alıyor. Ben teknolojinin olumlu yönlerini bir kenara bırakarak, direk olumsuz yönlerini ele almak istiyorum. Evet, teknolojinin görünmeyen ama en etkili noktası, tam olarak biz yazarları etkiliyor. Özellikle de blog yazarlarına. Bir çoğumuz el yazısı yazma alışkanlıklarımızı […]