Bir kitap bin umut…

14915433_10154661714986252_4957287762361181713_nBurası babamın ilk öğretmenlik yıllarında 7 yıl boyunca görev yaptığı Şanlıurfa – Haliliye Yeniköy İlkokulu. Yıllar sonra bu güzel köy okuluna bir nebze de olsa katkıda bulunmanın verdiği mutluluk ise paha biçilemez bir duygu. Bu pırıl pırıl çocukların tek ihtiyaçları olan şey ise okumak ve topluma faydalı birer birey olabilmek! Unutmayalım ki sürekli şikayet ettiğimiz toplum yapımızı ancak okuyan bireyler yetiştirerek geliştirip değiştirebiliriz💕hiçbir toplumda icraat yapılmadan beklenti olamaz.

14606536_10154661714846252_3313186172918593745_nHele ki  bu bir gönül işiyse… Sizlerde elinizin altındaki kitapları toplayabilir yada harcamalarınızdan kısacağınız küçücük bütçelerle alacağınız kitaplarla çok büyük işler gerçekleştirebilirsiniz. 14606536_10154661714846252_3313186172918593745_n“Göndermekte istiyorum ama zamanım yok” diyerek zorlandığınız veya üşendiğiniz kitapları kargo ücretini de üstlenerek kendim temin edebilir ve çeşitli köy okullarına gönderebilirim. İnanın ki bu iyiliği yapmak o kadar da zor değil, olmamalı da! Bu satırlar ve fotoğraflar  bugüne kadar aldığım en güzel hediyedir aslında bana. Çocuklarımıza, umutlarımıza beni kırmadan çeşitli şehirlerden kitaplar yollayan ve en önemlisi yüreğimdeki tarifsiz  huzura sebep olan bu koca yürekli insanlara, bütün dostlarıma sonsuz teşekkürler 😇

12366413_10153786392016252_7218922524931661258_n12369106_10153786392256252_2110551563516865348_n

BİR NARGİLE USTASININ KADRAJINDAN KARELER…

Güler yüzü ve içten sohbetiyle Urfa’nın samimi havasını İstanbul CNR Fuar Merkezi’nde estiren bir usta Abdullah Zaza!

Aslında o bir nargile ustası…

Urfa’nın mistik havasını içine soluyan, kendi mekanında yıllarını nargile kültürüne vermiş bir insan…

Gel gelelim işin fotoğrafçılık boyutuna.  Hiçbir eğitim almadan sadece hobi olarak başladığı ve amatör olarak çektiği fotoğraflar bence birçok fotoğrafçıya taş çıkartacak cinsten.  Özellikle memleketi Urfa’ya fotoğraflarının ince detaylarında yer veren Zaza deklanşöre her bastığında o kadrajın hakkını çeşitli güzelliklerle ziyadesiyle icra etmiş.

IMG_9725                                   IMG_9761

Ustanın merakla beklenen 1. Kişisel Sergisi sonunda İstanbullu sanatseverlerle buluşmuştu işte. Bu şahane eserleri görmemek belki de fotoğraf sanatına haksızlık olurdu diye düşünüyorum.  Eyyübiye Belediyesi tarafından düzenlenen ve İstanbul’da yapılan serginin açılışını Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci yaptı, sergi 3 gün sürdü. Tabi ben ilk gününe yetişemediğim için orada ancak son gün bulunabildim. Sergiye her kesimden yoğun ilgi vardı.

 

Fotoğrafa ve sanatçıya benim kadar değer veren bir arkadaşımla birlikte fuar merkezinin yolunu tuttuk. Kendisini sadece sosyal medyadan takip ediyordum ve fuara gittiğimde nasıl bir ortamın beni beklediğini bilmiyordum. Gayet sıcak bir “Merhaba”yla bizi karşıladı, ig’nin tanınmış birçok fotoğraf sanatçısı da sergiye ziyarette bulunmuştu ve bu sayede onlarla da güzel bir sohbet ortamı kurmuş olduk.

IMG_9724                 IMG_9726

Gerek Urfa kültürü gerekse Türkiye’nin çeşitli mekanlarını konu alan sergide, her fotoğraf bir diğerini unutturacak güzellikte izler bıraktı bende. Detaylar, renkler, aktarılmak istenen düşünce ve ortaya çıkan tema kısacası harika bir kompozisyon çalışması.

Sergi bir sanat aktivitesi olmakla beraber aynı zamanda da Soma’da hayatını kaybeden yurttaşlarımıza yardım amacıyla yapılmış bir sosyal sorumluluk projesiydi.  Ben yüreği sevgi dolu bu sanat insanın sergisine gitmekten büyük haz aldım, kaçıranlar ise bana göre çok şey kaybettiler…                              

Güler yüz, sıcak bir kahve, sanat, sosyal sorumluluk ve yeni bir dost!

Nice güzel sergilerde daha buluşmak dileğiyle başarılar Sayın Abdullah Zaza.

Sevgiler

Hilal BAYAR

 

 

 

Be HUMAN!

Sonunda beklenen kar yağdı, herkesin keyfi yerinde.

Bende herkes gibi mutluydum, çıktım fotoğraflar çektim, eğlendim karın tadını çıkardım. Ve paylaştığım eğlenceli kar fotoğraflarıyla günü sonlandırdıktan sonra evime gittim. Biraz kitap okuyup, gündemle ilgili rutin olaylara göz gezdirdikten sonra odama geçtim. Temiz hava girsin diye camı açtığımda havanın ne kadar keskin ve soğuk olduğunu fark ettim. Vicdanen gerçek anlamda bir rahatsızlık duydum. Hava soğuktu, ellerim camın altındaki peteğin üstündeydi, sıcacıktı evim, camı kapattığım an soğuğu geride bırakıp sıcağın bana verdiği huzura kaldığım yerden devam edebilecektim.  O an hissettiğim duyguyu tarif etmem zor…

Aklıma, geçenlerde yoksulluğun en derin yüzü olan çocuklarla ilgili yaptığım kompozisyon çalışmalarını görüp çok etkilendiğini söyleyen bir arkadaşım geldi.

Bilgisayarı açtım, sosyal medya hesabımda ülkemize göç etmek zorunda kalan ve kendi ülkesinde yoksulluğu en ağır şartlarda yaşayan vatandaşlarımızın acısına biraz olsun duyarlılık göstermek adına çekmiş olduğum geçen yıla ait “İstanbul’un Arka Yüzü” temalı fotoğraflarıma baktım!

Biz karın yağmasını eğlenelim diye kendimize fırsat bilirken o insanların çaresizlik içinde terkedilmiş evlerde, camlarında sadece naylonların perde olduğu yaşam yerlerini hatırladım…  Sadece göç edenlerin değil kendi vatandaşlarımızın da çaresizliğiydi bu.

Göç edenler ve çocuklar…

Islak ve yalın ayaklı çocuklar…

Memleketimin çocukları…

O çocuklar bu dramı daha iyi anlamamız için birer aynaydılar…

Peki kadrajımda kalan ve arkamda bıraktığım o insanlar şimdi ne yapıyorlardı, hangi şartlarda yaşıyorlardı?

Düşündüm…

Cevap yoktu!

Ben geçen yıl onların acısına sadece bir saatliğine ortak olmuştum ve onlar geride kalmışlardı, hepsi bu!

Aynı akşam izlediğim haber kanalı hatırladım. Çok fazla popüler olan bir TV kanalında haber spikerinin bir önceki haberi sunduktan sonra haberde geçen şahsa yanlış suçlama yapıldığı için “keşke insanları yargılamadan önce dinlesek, anlasak” yorumu vardı hemen sonraki haberde ise Suriyeli vatandaşların dilenmekte olduğu haberine “maalesef her yerdeler “ yorumu ne kadar da çelişiyordu kendi insanlığıyla!

Madem insanları anlamak gerekiyorsa neden biraz olsun sevecen olamıyoruz, neden hayata karşı bu kadar tahammülsüzüz? Neden o çocukları, insanları sadece kendi menfaatlerimiz ve çıkarlarımız uğruna düşüncesizce harcamak yerine onlara biraz olsun sevgi göstermiyoruz?

Bir insanı, insanlığı sevmek bu kadar mı zor?

Hele ki ülkelerinden göç eden o insanlar varlıklı aileler, imkanı olan aileler. Ya gelemeyenler, ya ölen suçsuz günahsız bir sürü masum insan!

HER YERDELER!!!

Evet her yerdeler; çünkü çaresizler. Hiçbir insan istemez ki vatanından kaçıp bilmediği bir hayata merhaba demeyi!

Hiç onların yerine koydunuz mu kendinizi?

Ya aynı durumda biz olsaydık ve bizi ülkesine kabul etmeyen bir ülkenin kuklası olsaydık?

Kendi adıma rahatsız oldum…

İnanıyorum ki etrafımda duyarlı arkadaşlarım vardır! Lütfen bu soğuk kış günlerinde evsizlere bir yardım eli de sizden olsun…

1920605_10152259206271252_189530502_n

SEVGİLER

Hilal BAYAR

Biz Ve Küçük Şımarık Çözümlerimiz…

2686348-keep_writingHerkes kendisine göre dünyanın en dertli insanı! Ama aslında hiçbir değer arz etmeyen o sorunları kafaya takarken gözden kaçırdığımız gerçek detayları görebilmiş olsak belki hayatımızı daha da kolaylaştırabiliriz öyle değil mi?

Benim de dünyanın en dertli olduğumu düşündüğüm anlarım olmuyor değil.  Hatta öyle ki Azer Bülbül’ün “kurşun yedim sol yanımdan yaralandımmm hey cannn “ parçasını remix versiyonuyla bile dinliyorum. Azer baba sakin bir giriş yapıyor ve arkasından bana kendimi  clupte hissettiren mix. Bu geçiş süreci de kafaya takılan sıkıntıların hafiflediğinin sinyali hani.

Daha yumuşatılmış bir versiyonda dinliyorum işte. Zaten toplum olarak hepimizin içinde arabesk bir yan vardır bilirsiniz.

Geçenlerde yağmurun altında, bir arkadaşımla buluşmak için sözleştiğim yerde bekliyorum.  Bir yandan da yoldan geçenleri incelemekle meşgulüm. 40 dakika gecikiyor, o süre içerisinde sıkıntıdan yapılabilecek her şeyi yapıyorum. Telefonla uğraşıyorum, İnstagram’a bakıyorum, like like like…

Arkadaşlarla gerekli gereksiz geyik muhabbetler sonra sıkıntıdan şemsiyemi geriye atıp yüzümü göğe kaldırıp yağmurla ve gökle bütünleşiyorum. Çocukluğumdan beri en sevdiğim şeydir yağmur yağarken yüzümü göğe çevirmek… Ben kendi etrafımda döndükçe şemsiyemin uçları gelen geçene çarpıyor, asi insanın asi şemsiyesi işte 🙂

Yaşlı bir amca geçiyor önümden. Elinde küçük bir poşet.  Dilendiğini sandım; yağmur vardı, hava soğuktu, üstünde incecik lacivert bir ceket. Zayıftı, gözleri yaşlı, ve yüzünde yılların yorgunluğu…

Üşüyordu.

O günde İnstagram’da sadaka vermenin sevabını anlatan bir paylaşım yapmıştım ama nedense o an amcayı çok da önemsemedim.  Hem de bu konularda fazlasıyla duyarlı bir insan olmama rağmen.

Önemsemedim işte…

İnsan oğluyuz ne de olsa, sosyal mesajlar vermeyi iyi biliyoruz ama çoğu yerde ilk tepkisiz kalan da kendimiz oluyoruz. Yolun karşısına doğru yavaş yavaş yürüdü…

Bir süre insanların peşinden koşturmaya  başladı. Bir sağa bir sola doğru… Hiç öyle dileniyor gibi durmuyordu, bir şey söyler gibiydi. Dayanamadım, tam o yöne doğru ilerlemek için hareket edecekken şemsiyem yine rahat durmadı ve yan tarafımda duran kızın saçına asılarak son hamlesini de yaptı.  Ve ben yolun diğer tarafındaydım.  Kalabalığın arasında amcayı zar zor görebildim, kolunda genç uzun boylu bir adam vardı.

Yürüyorlardı, cebimden çıkarttığım parayı kendisine verebilmek için koşar adımlarla yürüdüm.  Amcanın kolundan tutmak istediğimde;  genç adam bana dönerek amcanın dilenci olmadığını,  para istemediğini sadece gideceği yönü bilmediğini ve yardıma ihtiyacı olduğu için amcaya yardımcı olduğunu söyledi.   Tepkisi tuhaftı, sert değil ama tuhaf!

Şaşırdım! amacımın sadece ona yardımcı olmak olduğunu söyledim, çünkü yanıma doğru geldiğinde  ilk izlenimim o olmuştu. Parayı elimden aldı amcaya doğru uzattı ve kendisini toplu taşıma araçlarına bindirmek için usulca yürümeye devam ettiler.

O arada arkadaşımda gelmişti, arkamı döndüm hemen unuttum yaşananları, sonrasında düşündüm de toplum olarak hayata ne kadar da duyarsız olmuşuz. İnsanlara karşı ne kadar da umursamaz davranıyoruz. O derece aynı görüyoruz, o derece empati kuramıyoruz ki her şeyi, bizden yardım isteyen insanların ağızlarından çıkan “yardım” cümlelerini bile dilenmek olarak algılayabiliyoruz. Yanlış kafa yapılarımızı, sadece yapılmış olmak için yapılan sosyal paylaşımlarımızı, bize başka dünyadanmış gibi baktığını sandığımız insanları ne kadar da salıyoruz hayatımızdan. Saygısızlık resmen moda olmuş, herkeste bir tahammülsüzlük…

Belki de bu küçük yaşanmışlıklardan kendimize bazı dersler çıkartırız ne dersiniz?

Unutmayalım ki saygı sadece tepkisizlik değildir! Asıl saygısızlık tepkisizliğin ta kendisidir.

 

Sevgiler

Hilal BAYAR

 

0a04a69e3e4d4adb85e83fb21b742b33_instagram