Daktilomun Sol Ayağı…

Karşımdasın. Her dokunduğumda kilise çanlarının tatlı melodisini hatırlatan tuşlarındaki harflere bakmamakla meşgulüm şu sıralar. Sadece sana değil, yüz çevirdim sevdiğim birçok şeye; Kitaplarıma, kahve bardaklarıma, Karacaoğlan şiirlerine, çalışma masamın üstünde duran kar küresine… Şubat ayının 14’ündeyim. Dünya büyük bir salgınla mücadele ediyor. Sen ise 1800’lerden beri eşlik ediyorsun hayata. Bazen sana bakarken benden önceki zamanlarını […]

Konak

Uzun bir yoldan gelmişti. Ellerinin üzerinde derin çizgiler vardı. Soyduğu limonun damarları olabildiğine belirgin ve sarıydı. Elleriyle bütünleşmişti hayat; vedaya hazırlanıyordu ona usulca. Düşünceli gözlerle daldı uzaklara Saadet Hanım. Belki de hiçbir bayram sabahı o kadar yalnız kalmamıştı. Neredeydi Hikmet Bey? Sağ köşedeki oda bu defa ziyadesiyle sessizdi. Ses… Ses yoktu! Bu kadar ağır mıydı […]

Kış Güneşi

Mart ayının 20’sindeyim. Saat 11 suları. Beslenme çantamı hazırladıktan sonra etrafı ceviz kaplamadan yapılmış kahverengi Blaupunkt marka tüplü televizyonumuzun açma düğmesine basıyorum. Okul zili çalmak üzere. Hala evdeyim.  Bir zamanlar herkesin evinde bulunan, turuncuyla kırmızının iç içe geçtiği çiçekli perdelerin arasındaki boşluktan kavak ağaçlarına ve boş tarlalara bakıyorum. Ağaçların pamuk tomurcukları henüz yeşermekte. Kırkikindi yağmurlarıysa […]

HAZİRAN’A MEKTUP

3 Haziran 2020. Otuz beş yıl. Otuz beş Haziran; sana sıcacık bir mektup yazmak istiyorum. İlk kitabım olan ‘Dört Harf İki Hece’ için düşündüğüm ve hayatımın en derin yerlerinde güzel izler bırakan kitap başlığı olan ‘Haziran’a Mektup’u yeni yaşım için sakladığım sandıklardan tekrar çıkartıyorum. Uzun bir yoldan geliyorum. Kumral saçlarımda artık yolun yarısına geldiğimi hatırlatan […]

Ara Güler Ustamıza Saygıyla…

Biz zamanlar nasıl da eğlenceli gelirdin sen bana! Öyle her kafama estiğinde elime alıp da arka arkaya basamazdım deklanşöre. O pozlar önemli günlerde kullanılmak üzere takılırdı makineme ve saklanırdı yeni bir özel günde çıkartılmak üzere. Gel zaman git zaman herkes gibi bende hızlı tüketime ayak uydurarak, uzun yıllar boyunca dönüp de bakmamak üzere çekmece köşelerine mahkum […]

Çingeneler saçlarını sarıya neden boyatır?

Bu yazımda günlük hayatta sürekli gözüme takılan ama bugüne kadar hiç sorgulama gereği duymadığım bir konudan bahsetmek istiyorum. Fakat baştan belirtmek isterim ki bu yazacaklarım kesinlikle bir ön yargı değildir. Annemin bütün diğer anneler gibi, ben küçükken her yaramazlık yaptığımda söylediği “seni çingenelerden aldık” “uslu durmazsan seni çingenelere veririz.” cümleleri ya da uzun yaz günlerinde […]

Hello! how are you my darling today ;)

“Kadıköy’ün arka sokaklarındaki şirin bir kafenin yeşil duvarlarına sinen şen kahkahaların yerini kendine has bir kitapta toplayan ve o kitabı beni ben yapan değerlerle büyüten kocaman kitaplığıma yerleştirdiğim harika bir hayat var elimde.” Ne kadar da uzun bir cümle değil mi? Uzun ama soluksuz, meraklı, dağınık, yaşamın arka sokaklarındaki gölgeler gibi… Birazdan başlayacak olan yağmurun […]

Kızının Kaleminden Babasına “Dört Harf İki Hece”

Bu aralar belki de hayatım boyunca yaptığım en doğru şeyin gururunu yaşamakla meşgulüm çünkü ellerimde uzun soluksuz ve uykusuz gecelerin olduğu satır satır emeklerim var. 1 Mart 2017 Çarşamba akşamı Patnos Şehit Ömer Halis Demir Konferans Salonu’nda babamın anısına yazdığım “Dört Harf İki Hece” kitabımın imza gününde babamın sevenleri, dostları, öğrencileri ve meslektaşlarıyla bir aradaydık. […]