Konak

Uzun bir yoldan gelmişti. Ellerinin üzerinde derin çizgiler vardı. Soyduğu limonun damarları olabildiğine belirgin ve sarıydı. Elleriyle bütünleşmişti hayat; vedaya hazırlanıyordu ona usulca. Düşünceli gözlerle daldı uzaklara Saadet Hanım. Belki de hiçbir bayram sabahı o kadar yalnız kalmamıştı. Neredeydi Hikmet Bey? Sağ köşedeki oda bu defa ziyadesiyle sessizdi. Ses… Ses yoktu! Bu kadar ağır mıydı […]

Kadife Çiçeği

Kerpiçten yapılmış iki katlı küçük evin bahçesindeki verandadayım. Duvar diplerinde irili ufaklı kır çiçekleri; mor, turuncu, sarı, pembe, mavi… İçlerinde  bir tanesi var ki en sevdiğim. Sıcak iklimlerin turuncu ile sarı arası geçişleri olan, zahmetsiz ve keskin kokulu Kadife çiçeği. Eski dinlerde ‘tanrılara sunulan çiçek’ olarakta bilinirmiş. İlkbaharda müjdeyle yeşerip sonbahara kadar dem tutan, kış […]

LİMON AĞACI

Salondaki kadife koltukta oturuyorum. Hemen yanı başımda camdan yapılmış balkon var. Cam balkonlar ne de güzeller. Davetsiz gelen misafirleri severler onlar. Sabahları üzerine ansızın düşen çiğ tanelerini, yağmur damlalarını, kendilerinde iz bırakan elleri… Yerde annemin fesleğenleri var. Bir de limon ve zeytin ağacı. Annem büyükçe bir saksıya yan yana dikmiş onları. Siz burada kardeşçe büyüyün […]

HAZİRAN’A MEKTUP

3 Haziran 2020. Otuz beş yıl. Otuz beş Haziran; sana sıcacık bir mektup yazmak istiyorum. İlk kitabım olan ‘Dört Harf İki Hece’ için düşündüğüm ve hayatımın en derin yerlerinde güzel izler bırakan kitap başlığı olan ‘Haziran’a Mektup’u yeni yaşım için sakladığım sandıklardan tekrar çıkartıyorum. Uzun bir yoldan geliyorum. Kumral saçlarımda artık yolun yarısına geldiğimi hatırlatan […]

Hello! how are you my darling today ;)

“Kadıköy’ün arka sokaklarındaki şirin bir kafenin yeşil duvarlarına sinen şen kahkahaların yerini kendine has bir kitapta toplayan ve o kitabı beni ben yapan değerlerle büyüten kocaman kitaplığıma yerleştirdiğim harika bir hayat var elimde.” Ne kadar da uzun bir cümle değil mi? Uzun ama soluksuz, meraklı, dağınık, yaşamın arka sokaklarındaki gölgeler gibi… Birazdan başlayacak olan yağmurun […]

El yazılarıyla başım belada…

Teknolojinin hayatımız neredeyse bütün alanını kapladığı XXI. yüzyılda, içinde bulunduğumuz “yazma alışkanlığını kaybetme girdabından” herkes payına düşen eksiklikleri fazlasıyla alıyor. Ben teknolojinin olumlu yönlerini bir kenara bırakarak, direk olumsuz yönlerini ele almak istiyorum. Evet, teknolojinin görünmeyen ama en etkili noktası, tam olarak biz yazarları etkiliyor. Özellikle de blog yazarlarına. Bir çoğumuz el yazısı yazma alışkanlıklarımızı […]

Pi Π

 Tembel ve yaramaz bir çocuk olmanın kalıntılarını miladi takvime göre azda olsa günümüze taşımış bir velet olarak, sürekli özendiğim ama asla o insan olmayı başaramadığım insan modellerinden bahsetmek istiyorum. Hani şu çarpım tablosunu bildiği için sanki dünyanın en zeki insanıymış gibi ilan edilen tipler vardır ya; birde okuduğu bütün kitapları, gezdiği bütün şehirleri, mekanları aklında […]

FREE YOUR MİND!

Mutluluğun en temel nedeni bilinçaltında yatan mutluluk halidir. Hayatı dolu dolu yaşayan insanlar ruh hallerini hayata olan pozitif bakışa borçludurlar.  Çünkü gerçekten mutlu olabilen insanların umursamadıkları detayda gizli birkaç şey var. Zenginlik umursamazlık duygusudur! Hayatın güzel yönleri; zenginlik ve lüks yaşam tabi ki istenmeyecek bir şey değildir.  Ama hayatın zenginliği,  mutluluk olgusuna gölge düşüremeyecek kadar […]

Bir yazma aşkıdır beni yollara düşüren

Türkiye 81 ilden oluşuyor. Benim o 81 ilin % 85’ini 2-3 katıyla gezdiğim doğrudur. Hatta iller yetmemiş; ilçeler, bucaklar, köyler de bu halayda yerini ziyadesiyle almış. ‘Çok gezen mi, çok okuyan mı’ sorusuna verecek cevabım da hiç olmadı benim! Çünkü kendi çapımda ikisini de yapmaya çalışan gezgincilerden biriyim ben. Hatta öyle ki sayısız şehir turlarına […]