Daktilomun Sol Ayağı…

Karşımdasın. Her dokunduğumda kilise çanlarının tatlı melodisini hatırlatan tuşlarındaki harflere bakmamakla meşgulüm şu sıralar. Sadece sana değil, yüz çevirdim sevdiğim birçok şeye; Kitaplarıma, kahve bardaklarıma, Karacaoğlan şiirlerine, çalışma masamın üstünde duran kar küresine… Şubat ayının 14’ündeyim. Dünya büyük bir salgınla mücadele ediyor. Sen ise 1800’lerden beri eşlik ediyorsun hayata. Bazen sana bakarken benden önceki zamanlarını […]

Konak

Uzun bir yoldan gelmişti. Ellerinin üzerinde derin çizgiler vardı. Soyduğu limonun damarları olabildiğine belirgin ve sarıydı. Elleriyle bütünleşmişti hayat; vedaya hazırlanıyordu ona usulca. Düşünceli gözlerle daldı uzaklara Saadet Hanım. Belki de hiçbir bayram sabahı o kadar yalnız kalmamıştı. Neredeydi Hikmet Bey? Sağ köşedeki oda bu defa ziyadesiyle sessizdi. Ses… Ses yoktu! Bu kadar ağır mıydı […]

Bu Hikaye Senin…

Etrafı irili ufaklı cılız sazlıklarla çevrili olan çitlerin arasından yokuş aşağı iniyorum. Uzun zamandır olmak istediğim yerdeyim. Patikanın sağ tarafında üstünde çeşit çeşit ağaçlar olan ve güneşi ikindi vaktinden sonra arkasına sırtlayan bir tepe var, hemen altında durgun bir göl. Gölün etrafında birkaç tane asi kaz dolanıyor. Bir şeylere kızmış olmalılar ki sürekli bağırıyorlar… Mevsimden […]

Kış Güneşi

Mart ayının 20’sindeyim. Saat 11 suları. Beslenme çantamı hazırladıktan sonra etrafı ceviz kaplamadan yapılmış kahverengi Blaupunkt marka tüplü televizyonumuzun açma düğmesine basıyorum. Okul zili çalmak üzere. Hala evdeyim.  Bir zamanlar herkesin evinde bulunan, turuncuyla kırmızının iç içe geçtiği çiçekli perdelerin arasındaki boşluktan kavak ağaçlarına ve boş tarlalara bakıyorum. Ağaçların pamuk tomurcukları henüz yeşermekte. Kırkikindi yağmurlarıysa […]

Kadife Çiçeği

Kerpiçten yapılmış iki katlı küçük evin bahçesindeki verandadayım. Duvar diplerinde irili ufaklı kır çiçekleri; mor, turuncu, sarı, pembe, mavi… İçlerinde  bir tanesi var ki en sevdiğim. Sıcak iklimlerin turuncu ile sarı arası geçişleri olan, zahmetsiz ve keskin kokulu Kadife çiçeği. Eski dinlerde ‘tanrılara sunulan çiçek’ olarakta bilinirmiş. İlkbaharda müjdeyle yeşerip sonbahara kadar dem tutan, kış […]

LİMON AĞACI

Salondaki kadife koltukta oturuyorum. Hemen yanı başımda camdan yapılmış balkon var. Cam balkonlar ne de güzeller. Davetsiz gelen misafirleri severler onlar. Sabahları üzerine ansızın düşen çiğ tanelerini, yağmur damlalarını, kendilerinde iz bırakan elleri… Yerde annemin fesleğenleri var. Bir de limon ve zeytin ağacı. Annem büyükçe bir saksıya yan yana dikmiş onları. Siz burada kardeşçe büyüyün […]

HAZİRAN’A MEKTUP

3 Haziran 2020. Otuz beş yıl. Otuz beş Haziran; sana sıcacık bir mektup yazmak istiyorum. İlk kitabım olan ‘Dört Harf İki Hece’ için düşündüğüm ve hayatımın en derin yerlerinde güzel izler bırakan kitap başlığı olan ‘Haziran’a Mektup’u yeni yaşım için sakladığım sandıklardan tekrar çıkartıyorum. Uzun bir yoldan geliyorum. Kumral saçlarımda artık yolun yarısına geldiğimi hatırlatan […]

Ara Güler Ustamıza Saygıyla…

Biz zamanlar nasıl da eğlenceli gelirdin sen bana! Öyle her kafama estiğinde elime alıp da arka arkaya basamazdım deklanşöre. O pozlar önemli günlerde kullanılmak üzere takılırdı makineme ve saklanırdı yeni bir özel günde çıkartılmak üzere. Gel zaman git zaman herkes gibi bende hızlı tüketime ayak uydurarak, uzun yıllar boyunca dönüp de bakmamak üzere çekmece köşelerine mahkum […]

 Likya’nın İncisi Phaselis Antik Kenti…

Çocukken kendisi hakkında yayınlanan belgeselleri meraklı gözlerle izlediğim ‘Likya Yolu’ bu seneki uzun tatil planımın başlangıç noktası oldu diyebilirim. Daha önce Akdeniz’deki tatil beldelerinde yazın keyfini çıkartmış olsamda bu seneki Likya tatilim benim için öncekilerden çok daha keyifliydi. Arkeolojiye fazlaca meraklı birisi için, antik kentlerin arasında mavi suların keyfini yaşamak inanılmaz bir şey. Fethiye’den Antalya‘ya […]